
Meme kanseri, memedeki süt kanalları (duktuslar),süt bezleri (alveoller) veya daha nadir olarak bağ dokusu, kan damarları, hücreler arası destek dokusu gibi farklı yapılardan gelişebilen, birçok değişik kanserin ortak adıdır.
Günümüzde meme kanseri, yalnızca tümörün bulunduğu bölgeye göre değil, aynı zamanda hücresel yapısı, büyüme şekli, hormon duyarlılığı, reseptör durumu, büyüme hızı ve genetik özellikleri dikkate alınarak sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma, hastalığın nasıl davranacağını öngörmeye ve kişiye en uygun tedaviyi planlamaya yardımcı olur.
Toplumda her meme kanseri aynı hastalık gibi düşünülse de, gerçekte farklı biyolojik özelliklere sahip birçok alt tipi bulunmaktadır. Bazı kanserler yavaş ilerlerken, bazıları daha hızlı büyüme eğilimindedir. Bazıları lenf yoluyla bazı meme kanserleri ise kan damarları yoluyla yayılmaktadır. Benzer şekilde bazı tipler hormon tedavisine iyi yanıt verirken, bazıları hedefe yönelik ilaçlardan fayda görmektedir.
Meme kanserleri öncelikle invaziv (yayılım gösteren) ve noninvaziv (yerinde kalan) olmak üzere iki ana gruba ayrılır.
Noninvaziv kanserlerde anormal hücreler, geliştikleri süt kanalı veya süt bezinin dışına çıkmamıştır. Başka bir deyişle bazal membran adı verilen doğal sınır korunmaktadır. Bu nedenle çevre meme dokusuna veya lenf bezlerine ya da kana karışarak yayılım göstermezler.
Ancak tedavi edilmedikleri takdirde bazı olgular zaman içerisinde invaziv kansere dönüşebilir. Bu nedenle erken tanı konulan noninvaziv kanserlerin tedavisi oldukça önemlidir.
İnvaziv meme kanserinde ise kanser hücreleri, bulundukları yapının dışına çıkarak (bazal membranı aşarak) çevre meme dokusuna yayılmıştır. Bu aşamada lenf damarları veya kan dolaşımı yoluyla koltuk altı lenf bezlerine ya da vücudun farklı bölgelerine yayılma potansiyeli oluşur.
İnvaziv meme kanseri olması mutlaka metastaz olduğu veya metastaz yapacağı anlamına gelmez. Erken evrede yakalanan invaziv meme kanserleri günümüzde oldukça başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir.
Meme kanserlerinin büyük çoğunluğu süt kanallarını döşeyen hücrelerden gelişir. Bu nedenle en sık görülen meme kanseri grubu duktal karsinom olarak adlandırılır.
DCIS, süt kanallarındaki hücrelerde başlayan ancak kanal dışına çıkmamış, kanal içi kanserler, erken evre meme kanseridir. Uzak dokulara yayılım özellikleri yoktur. Meme içinde yaygın olabilirler.
Özellikleri:
İnvaziv Duktal Karsinom (IDC),t üm meme kanserlerinin yaklaşık %70-80'ini oluşturan en yaygın meme kanseri tipidir.
Bu kanser türü süt kanalları ve süt bezleri sınırından başlar ve zamanla çevredeki meme dokusuna, lenf bezlerine veya uzak organlara yayılabilir.
Belirtileri arasında şunlar görülebilir:
IDC' nin biyolojik özellikleri hastadan hastaya farklılık gösterebilir. Bu nedenle aynı tanıyı alan iki kişinin tedavi planı tamamen farklı olabilir.
Lobüler kanserler süt üreten bezlerden (lobüllerden) gelişir ve meme kanserlerinin ikinci en sık görülen grubudur.
LCIS gerçek anlamda invaziv bir kanser değildir.
Daha çok gelecekte meme kanseri gelişme riskinin arttığını gösteren biyolojik bir belirteç olarak kabul edilir.
LCIS saptanan kadınlarda:
ILC, tüm meme kanserlerinin yaklaşık %10-15'ini oluşturur.
Bu tip kanserde, meme kanseri klasik sert kitle oluşturmaktan çok meme dokusu içerisinde ince şeritler halinde yayılabilir.
Bu nedenle:
Triple negatif meme kanseri, aşağıdaki üç biyolojik özelliğin hiçbirini taşımayan kanser türüdür:
Bu nedenle hormon tedavileri ve HER2 hedefli ilaçlar etkili değildir.
Triple negatif meme kanserinin özellikleri şunlardır:
Son yıllarda geliştirilen yeni tedavi seçenekleri sayesinde triple negatif meme kanseri olan birçok hastada başarılı sonuçlar elde edilmektedir.
HER2, hücre büyümesini düzenleyen bir proteindir.
Bazı meme kanserlerinde HER2 geni normalden fazla çalışır ve hücre yüzeyinde aşırı miktarda HER2 proteini oluşur. Bu durum tümörün daha hızlı büyümesine neden olabilir.
Geçmişte HER2 pozitif meme kanseri daha agresif kabul edilirken, günümüzde geliştirilen hedefe yönelik, akıllı ilaçlar sayesinde tedavi başarısı belirgin şekilde artmıştır.
HER2 pozitif hastalarda uygulanabilecek tedaviler arasında:
yer alabilir.
Meme kanserlerinin küçük bir bölümü daha nadir görülen alt tiplerden oluşmaktadır.
En agresif meme kanseri tiplerinden biridir.
Belirtileri:
Mastit ile karışabileceğinden tanıda dikkatli değerlendirme gerekir.
Daha nadir görülür ve bazı olgularda prognozu klasik invaziv duktal karsinoma göre daha iyi olabilir.
Kanser hücreleri bol miktarda müsin adı verilen jel benzeri madde içerisinde bulunur. Genellikle ileri yaşlarda görülür ve çoğu hastada daha yavaş seyirlidir.
En iyi prognoza sahip meme kanseri tiplerinden biridir. Erken evrede yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksektir.
Daha çok ileri yaş kadınlarda görülür ve çoğunlukla düşük dereceli tümörler arasında yer alır.
Oldukça nadir görülen ancak biyolojik olarak daha farklı davranabilen agresif bir meme kanseri grubudur.
Meme kanserinde tedavi yalnızca tümörün büyüklüğüne göre planlanmaz.
Tedavi kararında aşağıdaki faktörlerin tamamı değerlendirilir:
Bu bilgiler doğrultusunda aşağıdaki tedaviler tek başına veya birlikte uygulanabilir:
Günümüzde birçok hastada tedavi tamamen kişiye özel planlanmaktadır.
Meme kanserinin kesin tipi yalnızca görüntüleme yöntemleriyle belirlenemez. Mamografi, ultrason ve meme MRI' ı şüpheli alanı gösterse de tanının kesinleşmesi için biyopsi yapılması gerekir.
Biyopsi sırasında şüpheli bölgeden doku örneği alınır ve patoloji laboratuvarında ayrıntılı olarak incelenir.
Patoloji raporunda genellikle şu bilgiler yer alır:
Gerektiğinde immünohistokimyasal incelemeler ve moleküler testler de uygulanabilir. Özellikle bazı erken evre hastalarda yapılan genomik testler, kemoterapinin gerekli olup olmadığı konusunda ek bilgi sağlayabilir.
Meme kanseri tek bir hastalık değildir; biyolojik davranışı, tedaviye verdiği yanıt ve uzun dönem seyri birbirinden farklı birçok alt tipten oluşur. En sık görülen tip invaziv duktal karsinom olsa da lobüler kanserler, HER2 pozitif tümörler, üçlü negatif meme kanseri ve diğer nadir alt tipler farklı tedavi yaklaşımları gerektirebilir. Bu nedenle doğru tanı için biyopsi ve ayrıntılı patolojik inceleme büyük önem taşır. Erken tanı, uygun cerrahi ve kişiye özel planlanan modern tedavi seçenekleri sayesinde günümüzde meme kanserinde başarı oranları her geçen yıl artmaktadır.